Maladaptif hayal kurma, ruh sağlığı alanında yeni bir tanım olduğundan pek çok insan konu hakkındaki sorularına bilimsel, gerçekçi cevaplar bulmakta zorlanır. Bir psikolog tarafından derlenen bu soru ve cevaplar, hem bu rahatsızlıkla yüzleşmiş bir profesyonelin gözünden, hem de alanda halihazırda yapılmış araştırmalardan kaynak bulmaktadır.

Maladaptif hayal kurma bozukluğu neden oluşur? Altta yatan sebepleri nelerdir?

Yapılan son araştırmalar en önemli şart etkenin doğuştan gelen sürükleyici hayal kurma kapasitesi olduğunu gösteriyor.* Bu yetenek kişilerin diğer çoğu insandan farklı olarak hayal ettiklerini çok daha güçlü bir şekilde deneyimleyebilmesini, daha kapsamlı ve ayrıntılı hayaller kurabilmesini sağlıyor. Bazı kişilerde bu zihinsel süreç şiddetli odaklanabilme yeteneği (absorption trait) ve kuvvetli hayal gücünün kontrolden çıkmasıyla bağımlılığa varabiliyor; sonucunda da maladaptif hayal kurma bozukluğuna dönüşebiliyor. Aynı yeteneğe sahip herkesin maladaptif yanları geliştirmediğini ya da zaman içinde görece kolayca çözdüğünü sanıyoruz.

İlk araştırmalarda travmanın etkisi incelendiği için komünitelerde yaygın olarak sebebin travma olduğunu duyabilirsiniz. Fakat takip eden araştırmalar gösterdi ki, travma her psikopatolojide olduğu gibi durumu kötüleştirse de, maladaptif hayal kurma bozukluğunun sebebi ya da ön koşulu değil.

*Schimmenti, A., Somer, E. & Regis, M. (2019). Maladaptive daydreaming: Towards a nosological definition. Annales Medico-Psychologiques, 177, 865-874. https://doi.org/10.1016/j.amp.2019.08.014

Maladaptif hayal kurma bozukluğunu ne kadar ciddiye almalıyım? Tehlikeli midir?

Yardım arayanların her geçen gün artmasının da gösterdiği gibi, maladaptif hayal kurma bozukluğunun hayat kalitesinde önemli bir düşüşe sebep olduğu yadsınamaz. Kişilerin ihtiyaçlarını ve sorumluluklarını ihmal eder hale gelmesi günlük hayatlarını sürdürmekte sorun yaşamalarına sebep olabilir. Daha da önemlisi, sosyal izolasyona yönelimle birlikte bu ihtiyaçların karşılanmayışı, hayal dünyasıyla gerçekliğin tezatlığının kimlik ve özgüven sorunlarını pekiştirmesi, gerçek hayata dair motivasyon eksikliği ve şiddetli umutsuzluk kişiyi kaçınılmaz olarak depresyona götürür.

Komorbidite, yani basitleştirilirse, beraberinde başka psikopatolojilerin de görülmesiyle burada sayılamayacak çeşitlilikte başka sıkıntılara sebep olur. Yapılan son araştırmalarda maladaptif hayal kurma bozukluğu yaşayanların geçmişinde yüzde 28,2 gibi yüksek bir oranda intihar hikayesi tespit edilmiştir.*

Bu bilgiler çocuğunda bu bozukluğun olduğundan şüphelenen ebeveynleri durumu ciddiyete çağırsa da paniğe sürüklememelidir. Gerekli dikkat, destekleyici bir tutum ve müdahaleye hazır oluşla bu risk kolaylıkla azaltılabilir. Söz konusu araştırmadaki kişilerin ne ebeveynleri tarafından ne de profesyonellerden ihtiyaç duydukları desteği bulma şansı olmayan insanlar olduğu hatırlanmalıdır.

Alan profesyonelleri ise bu bilgiyi özenle değerlendirmelidir. Yaşanan sıkıntının ve ihtiyaç duyulan yardımın ciddiyeti bu veriden de okunabilir.

*Somer, E., Soffer-Dudek, N., & Ross, C. A. (2017). The comorbidity of daydreaming disorder (Maladaptive Daydreaming). Journal of Nervous and Mental Disease. 205(7), 525-530. DOI: http://dx.doi.org/10.1097/NMD.0000000000000685

Maladaptif hayal kurma bozukluğundan kurtulmak mümkün müdür?

Evet. Kısıtlı araştırmalara rağmen gerek örnek vakaları, gerek uzman görüşlerini referans göstererek iyileşmenin mümkün olduğunu söyleyebiliriz.

En etkin iyileşme hedefi, hayal kurmanın maladaptif yönlerini, yani hayata engel olup kişinin ruh halini olumsuz etkileyen kısımlarını yok etmektir. Bu yönler üzerinde tek tek çalışmak gerekeceği için zaman ve emek gerektirir. Ama bu çabanın sonunda kişi kuvvetli hayal gücünü sağlıklı yollarla, bir araç olarak kullanabilir hale gelir. Bu aşamaya ulaşmış kişilere artık maladaptif hayal kuran değil, sürükleyici hayal kuran (immersive daydreamer) denir. (Pratik önerilere dair ayrıntılı bilgi için tıklayın)

Bazı kişiler hayal kurmaktan tamamen vazgeçmek isteyebilir. Bunu yapmayı başardığını söyleyen kişilere de çeşitli sosyal medya platformlarında rastlanabilir. Fakat, bunun mümkün olup olmadığından emin olmak için konu üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Yine de hayal kurmak gibi günlük hayatla iç içe ve tüm zihinsel süreçlerde etkisi olan bir sürecin tamamen durdurulması uzman gözüyle gerçekçi görünmediğini söyleyebiliriz. Söz konusu kişilerin hayal değil fantazi kurmaktan mı vazgeçtiklerinden bahsettikleri, yani hayal kurma mekanizmasını işlevselliğe mi yönelttiği, uzun vadede nüksetme yaşayıp yaşamayacakları uzmanlarca incelenmeli.

Maladaptif hayal kurma bozukluğu zaman içinde kötüleşir mi, iyileşir mi?

Konu hakkında uzun soluklu araştırmaların yokluğunda bu konuda ancak eğitimli bir gözle spekülasyon yapılabilir. Dolayısıyla aşağıdaki bilgiler bu gözle değerlendirilmelidir.

Komorbiditenin güçlü olmadığı, yani eşlik edebilecek psikopatolojilerin minimal olduğu durumda (burada kişinin kendini tamamen gidişata bırakmadığı ve günlük hayatını sürdürme çabasında olduğu varsayılıyor) maladaptif hayal kurma ile ilişkili sıkıntıların zaman içinde bir tür çan eğrisi çizeceğini ön görebiliriz. Yani başlangıçta daha az, ergenlik ve erken yetişkinlikte en fazla, sonrasında gittikçe hafifleyen ya da belli bir noktaya kadar gerileyen bir sıkıntı olmasını bekleyebiliriz. Bu akıl yürütmenin dayanağı, kişinin genellikle çocuklukta başlayan süreçte sorumluluklarının az olması, hayal kurmanın keyifli ve stres azaltan işlevinden daha çok yararlanabilmesi, bağımlılık döngüsünün başlangıç aşamasında olması, bu sebeple hayale yönelme ihtiyacının ileride olacağı kadar zorlayıcı olmamasıdır. Ergenlik ve erken yetişkinlikte, yani kişinin sorumluluklarının arttığı sıralarda, yıllar içinde pekiştirilen hayal kurma dürtüsü güçlenmiştir. Buna ek olarak, ihmal edilen ihtiyaçlar ve sorumluluklar depresyonun gelişmesine sebep olabilir. Bu durumda artık etkin bir baş etme mekanizması olmayan hayale kaçış davranışı, kişinin gerçek sorun çözme becerilerini pratik etmesine de engel olur. Yetişkinliğin ilerleyen sürecinde ise, gerçek sorumluluklar ve ihtiyaçların kişiyi gerçekliğe yönlendireceği ön görüldüğünde, zihin kontrolünün kaçınılmaz alıştırmalarla güçleneceği ve kişinin bu durumla baş etmek için içgüdüsel olarak metotlar geliştireceği düşünülmektedir.

Eğer komorbidite gelişmişse, yani eşlik eden başka sıkıntılar oluşmuşsa, ya da bazı başka olası şartlar altında, sorun ve hissedilen sıkıntılar bir kısır döngüye sebep olabilir. Özellikle stresle hayal kurma dışında etkin baş etme yollarının ve/veya sorun çözme yetilerinin yeterince gelişmediği durumda bunu görebiliriz. Bu durumda kişi yetişkinliğinde de sorunu kontrol altına alamaz haldeyse genellikle profesyonel yardımdan başka çözüm mümkün olmayacaktır.

MD’nin genetik altyapısı var mıdır? Çocuğumda da çıkar mı?

Bu sorunun yanıtını doğru kavrayabilmek için MD’yi ortaya çıkaran etkenlerin çeşitliliğini anlamamız çok büyük önem taşıyor. Çünkü MD sadece genetikle aktarılabilecek basit bir altyapıya sahip değildir. Güçlü hayal gücü, derin odaklanma yeteneği, toplumun bu yetenekleri doğru değerlendirmeyi çocuğa öğretmeyen bir kültüre sahip olması, ailenin yüzleşmeci yerine kaçınmacı tutumları çocukta beslemesi, eğitim sisteminin hayal gücüyle ilişkili yetenekleri bastıran yapısı, ekonomik sistemin yaratıcılıkla ilgili meslekleri dışlaması gibi birbiriyle etkileşen birçok etkenin yanısıra bir de kişisel farklılıklar işin içine girmektedir. Ebeveynler tüm bunlar arasında genetik olarak sadece hayal gücü ve odaklanma becerisini aktaracaktır. Fakat herkesin bildiği üzere ne hayal gücü ne odaklanma becerisi kendi başına negatif özellikler değildir; tam tersine doğru kullanıldığında kişinin avantajınadır.

Özetle çocuğunuz sizden güçlü hayal gücünüzü genetik olarak miras alabilir, ama bu MD olacağı anlamına kesinlikle gelmez.

Maladaptif hayal kurma, şizofreniye dönüşebilir mi? Kişi tamamen gerçekliği unutmuş hale gelebilir mi?

Hayır. Maladaptif hayal kurmadan tamamen bağımsız olarak şizofreninin de var olduğu potansiyel vakalar ayrı tutularak, bunun gerçekleşemeyeceğini söyleyebiliriz.

Maladaptif hayal kurmanın en önemli özelliklerinden biri kişinin gerçek ile hayallerini kolaylıkla ayırabilmesidir. Hayal kurarken yoğunlukla ve canlılıkla bu hayalleri deneyimleyebilmelerine rağmen bu ayrımı hemen hiçbir zaman kaybetmezler. Yaşadıkları sıkıntıların önemli bir kısmı hayallerinin gerçek olmadığını bilmelerinden temel bulur. Şizofrenide ise sorunların çoğu kişinin gerçeklik ile kurguyu ayıramamasından kaynaklanır. Şizofreninin mekanizması da, belirtileri de maladaptif hayal kurma bozukluğu ile taban tabana uygunsuzdur.

Bu sorunun çizdiği karamsar tabloya tek yakın olasılık, kişinin hayattan tamamen vazgeçtiği, tamamen kendisini hayal kurmaya vererek gerçekliği görmezden gelmeye çalıştığı bir senaryodur. Bu da ancak kişinin ihtiyaçlarını karşılayan, dışa kapanmayı kolaylaştıran bir yardımcı kişi (enabler) ile mümkün olur. Bu durumda bile kişi kurgularının gerçek olmadığının farkında olacaktır.

Gittiğim psikiyatrist/psikoloğa maladaptif hayal kurma bozukluğundan bahsettim, ama bana böyle bir şey olmadığını söyledi. Neden?

Ruh sağlığı profesyonelleri danışanlarındaki sıkıntıları tespit etmek için DSM adı verilen bir tanılar kitabı kullanırlar. Bu kitap yıllar içinde gerekli görüldükçe revize edilir, yeni keşfedilen rahatsızlıklar eklenir ve yeni sınıflandırmalar yapılır. Maladaptif hayal kurma bozukluğu kavramı ilk kez 2002 yılında literatüre girdi; takip eden birkaç yıl içinde hakkındaki yayınlar doğru kişilerce fark edildiğinde toplumda bu konuda yardım arayanlar öne çıkmaya başladılar. Bu talep konu hakkındaki ciddi araştırmaları ve çalışmaları tetikleyeli çok uzun zaman olmadı. Bu bozukluk henüz tanı kitabına girmediği için üniversitelerin ilgili bölümlerinde de öğretilmiyor; bu yüzden ruh sağlığı profesyonellerinin çoğu konu hakkında bilgisiz.

Halihazırda maladaptif hayal kurma hakkındaki araştırmalar emekleme aşamasında; buna rağmen altyapısı ve dinamikleri hakkında olsun, tedavi potansiyeli ve yöntemleri üzerine olsun ciddi bir bilgi birikimi oluştuğunu söyleyebiliriz. Toplumdaki artan talep ve yardım ihtiyacının ciddiyetine bakılırsa, maladaptif hayal kurma bozukluğunun DSM’nin yeni basımlarına dahil edilmesi sadece zaman meselesi. Şu aşamada yapılabilecek tek şey farkındalığı ve bilinirliğini arttırmak, mümkün olduğunda araştırmalara katkıda bulunmak; ruh sağlığı profesyonellerinin konuya ilgisi ve bilgilenmesi de bu süreci takip edecektir.

İlaç kullanmalı mıyım? Hangi ilaçlar yardımcı olabilir?

Bu konudaki araştırmalar henüz çok kısıtlı. SSRI grubu ilaçların yardımcı olduğu bir vakada kayda alındı; fakat araştırmalar ilerledikçe bu tekil vakada OKB bileşenleri de bulunduğu, bu yüzden işe yaramış olduğu fikri güçleniyor. Bu yüzden ne yazık ki SSRI’ların çoğu kişide bir etkisi olmayabilir. Dikkat eksikliği bozukluğunda kullanılan Ritalin ve benzeri ilaçların ise yardımcı olmadığı, hatta bir vakada durumu kötüleştirdiği kaydedildi.

Asla kendi başınıza ilaç kullanmaya karar vermeyin; psikiyatristinize danışın. Her ilacın yan etkileri ve etkileşimleri vardır ama psikiyatrik ilaçlarda riskin çok daha yüksek olduğu hatırlanmalıdır. Çünkü bu tür pek çok ilaç hatalı dozda ve durumda alındığında duygusal dengesizliğe sebep olur, bu da intihar riski yaratır.

Maladaptif hayal kuran biriydim, bir süredir hayal kurmayı bıraktım / bir sebepten hayal kuramıyorum. Ama şimdi de kendimi çok kötü hissediyorum. (Örneğin; sürekli gerginim / hasta hissediyorum / kendimi kaybolmuş ve yersiz hissediyorum / intihar düşünceleri oluştu vb.) Neden?

Ortada gözle görülür bir kimyasal etken olmasa da maladaptif hayal kurmanın ciddi bir bağımlılık olduğu unutulmamalı. Dışarıdan bir kimyasal almasanız da beynimizde üretilen kimyasallar aynı ciddiyette bir bağımlılık yaratır. Yaşadıklarınız bağımlılığın yoksunluk semptomları olabilir.

Yoksunluk belirtilerinden çok daha fazla ciddiye alınması gereken bir etken daha söz konusu: Hayal kurmayı bıraktığını söyleyenler arasında, bundan memnun olarak bahsedenlerden çok, bu tür olumsuz duygular yaşayanlarla karşılaşıyoruz. Yoğun gündelik yaşam, ilaç tedavisi veya başka sebeplerle hayal kuramaz hale gelen bazı kişilerin ciddi bir ruhsal çöküntü yaşadığına dair ifadelere rastlıyoruz. Bunun sebebine dair spekülasyon yapmak gerekirse, bu kişilerde hayal kurma eyleminin bazı ruhsal süreçlerde yapıtaşı haline geldiğini, baş etme stratejisi ya da temel stres giderici olarak kullanılıyor olduğunu tahmin edebiliriz. Alternatif baş etme yolları edinmeden önce hayal kurma eylemi bu zihinsel denklemden çıkarıldığında, bu çöküntüye neden olabileceğini öngörebiliriz. Yani bazı vakalarda sorunlar yoğun hayal kurma eylemi yüzünden ortaya çıkmış olsa da, bu sorunların çözümü hayal kurmayı aniden ve hazırlıksız durdurmak olmayabilir. Bunun öncesinde terapi ve benzeri yollarla özgüvenle, kimlikle, stres ve duygusal süreçle baş etme gibi konularda oluşmuş sorunlar üzerinde çalışmak, hayal kurmanın ne gibi süreçlerde kullanıldığını tespit etmek ve alternatif yollar geliştirmek, bunun ardından hayal kurma eylemini azaltmaya ya da durdurmaya yönelmek en güvenli tedavi yolu olabilir.

Çocuğumda maladaptif hayal kurma bozukluğu olabileceğinden şüpheleniyorum, ne yapmalıyım?

Pek çok vaka çocuklukta başlar; fakat her hayalgücü kuvvetli, yoğun hayal kuran çocuk maladaptif bileşenleri geliştirmez. Bu yüzden çocuğunuzun geleceğinin karanlık olduğuna dair bir kesinlik olmadığını bilin ve korkuya kapılmamaya çalışın. Çocuğunuzun hayalleri, sorunları ve düşünceleri konusunda sizinle açık bir iletişimi olmasını desteklerseniz, yardıma ihtiyacı olduğu an yanında olacağınızı bilmesini sağlarsanız, bu ihtiyaç oluştuğu an bunun farkına varabilir ve bunu sağlayabilirsiniz. Bu size ve çocuğunuza bugünlere kadar hemen hiçbir maladaptif hayal kuranın sahip olmadığı bir avantaj veriyor: siz riskin farkındasınız ve hem çözümlere, hem de desteğe ulaşma imkanınız bulunuyor.

Çocuklar söz konusu olduğunda genellikle daha farklı sorunlarla ve avantajlarla karşı karşıyayız. Çocuklar sorumlulukları az olduğu için, ihtiyaçları ebeveynlerince karşılandığı için aşırı hayal kurmanın bu ihtiyaçlarla çatıştığı durumları yaşamazlar; bu da durumu iyileştirme konusunda motivasyonsuzlukları ile sonuçlanır. Bir açıdan, en azından kendilerinin algıladığı şekliyle, yoğun hayal kurmaları henüz hayatlarını olumsuz etkilememiştir.

Eğer sizdeki izlenim de sadece bir kuşkuysa, gözlemlediğiniz ciddi bir olumsuzluk olarak hayal kurması ya da şüphelendiğiniz aktiviteler hayatına etki etmiyorsa, çocuğunuzdaki teknik olarak bir psikopatoloji değildir; hiçbir zaman da bir psikopatolojiye dönüşmeyebilir. Bu durumda açık bir iletişimle birlikte çocuğunuzu gözlemlemeyi sürdürün. Hayal kurma davranışına engel olmaya çalışmayın; ama çocuğunuzun sorumluluklarını ve ondan beklentilerinizi hafifleterek kolaylaştırıcı da olmayın. Özünde çocuğunuz çok uzun süreler televizyon izlemek ya da bilgisayar oynamak istese nasıl davranacaksanız öyle davranın.

Fakat çocuğunuzun hayal kurma davranışı yoğunluğu açısından, zamanlaması açısından hayatını olumsuz etkiliyorsa, kendisi bu sorunları ciddiye almıyorsa bile bu bir sorundur. Bu durumda uzman yardımına yönelin; öncelikli olarak motivasyonel terapilere yönelmek akıllıca olacaktır. Çocuğunuzun işbirliği tedavi açısından hayati öneme sahiptir; bu yüzden hemen sonuç alamayabilirsiniz. Çocuğunuz kısa vadede bu konuda harekete geçmek için ikna olmasa da zaman içinde, özellikle yaşı ilerleyip pratik kaygıları ergenlikle değişmeye başladığında büyük olasılıkla fikri değişecek, bu durumda da yardım hemen elinin altında olacaktır.

Benim hayallerim fantastik dünyalarla ilgili değil, gerçek olabilecek hayaller; örneğin uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla sohbet ve benzeri içeriklerde. Bazıları da hayallerinin içinde birileri tarafından izlendiklerini hayal ettiklerini söylüyor, bende böyle bir durum yok. Hayallerin içeriği neye göre değişiyor? Bu maladaptif hayal kurma tanısına uymadığım anlamına mı gelir?

MD’de fantazilerin içeriği kişilerin duygusal ihtiyaçlarına, zihinsel mekanizmalarına, ilgi duydukları alanlara göre değişir; bu yüzden bu kadar geniş çeşitlilikte hayallerden bahsedildiğini duyuyoruz. Fantastik senaryolardan hoşlanmayan ya da yatkınlığı olmayan kişilerin bu tür hayaller kurmaması doğaldır; bunun yerine gerçekliğe daha yakın hayaller kuruyor olabilirsiniz. Kişilerin kurduğu hayal temaları yaşa ve ihtiyaçlara göre de değişir. İçeriği ne olursa olsun önerilen MD tanısına uyuyor olmanız için yoğun hayal kurma eyleminin hayatınıza engel olması, hayat kalitenizi düşürmesi ölçüttür.

Bu sitede ve diğer kaynaklarda rastlayacağınız “fantazi kurma” kavramı fantazilerin içeriğine bir gönderme değildir. Teknik açıdan “fantazi kurma”yı “hayal kurmak”tan ayıran işlevidir. Her insan gün içinde defalarca, kısa süren hayaller kurar; fakat bunların gerçek hayatta bir işlevi vardır. Belki akşama pişireceği yemeği, belki yakında yapacakları bir görüşmeyi ya da geziyi planlamanın yolu olarak hayal kurarlar. Fantazi ise gerçek hayattaki bir plana hazırlık olarak işlev taşımaz; hayalinizdeki gerçek bir arkadaşınızsa bile onunla konuşmayı yakın zamanda gerçeğe çevireceğiniz bir diyalog olarak hayal etmiyorsanız buna fantazi denir. Öte yandan fantazi kurmanın kendisi patolojik değildir; zira bazıları seyrek, bazıları arada bir ve kısa sürelerle olmak üzere her insan fantazi kurar; ancak MD’deki gibi, bu eylemin kişinin hayatında olumsuz etkileri olması durumunda bir psikopatolojiden bahsedilebilir.